24 Ekim 2010 Pazar

Raf


Bir kadını diz çöktürebilecek tek şey,
mağazadaki alt raflardır.
;)

23 Ekim 2010 Cumartesi

Evli erkek duası


Allahım...
Karımı her türlü tehlikeden koru,
gerekirse ben tehlikeye atlayayım.
Onu hiç yorma, gerekirse ben yorulayım.
O çalışmasın, ben çalışaym.
O hasta olmasın, ben olayım...
Allahım o aldatmasın, ben aldatayım.
Benim güzel karım dul kalmasın, ben kalayım...
Elham durusu ile
Kızlar sürüsü ile
Sabah birisi ile
Akşam yenisi ile..
:))

yüz


Sen...
Pardon >siz< demeliydim...!
Siz kaç yüzlüydünüz?
Ben yanlışlıkla hanginizi sevdim..?

Oyun


Samimi insanlar can sıkarlar.
Neden mi ?
Oyun oynamasını bilmezler...

sondaj


İnsanda merhamet mi? Ha ha !
Kalbe sondaj kuyusu açılsa nafile...
Bi damla bulabilene "aşk" olsun !

Nefes


Bir ülkeyi fethetmiştim nefesin için..
Öyle ya sen soluklansan,
Gözlerimde ne kadar ordu varsa ayaklanırdı!
Sen bir nefes çeksen içine,
İçimde Aşk’tan Kurtuluş Savaşları çıkardı..
Sen bir nefes alırdın..
Ben o nefese tüm mutluluklarımı bile satardım..

Pinokyo


Her kız Gepetto'dur aslında;
kendi hayallerini
odundan yarattığı Pinokyo'da bulmaya çalışır
ve onun insan olmasını bekler !

Bazen


Bazen dayanmaktır sevmek
hayat nereden vurursa vursun ayakta durabilmek.
Bazen yaşamaktır sevmek;
soluksuz ciğer gibi sevgisiz kalbin duracağını bilmek...
Bazen ağırdır sevmek;
sevdiğine layık olabilmek..
Ve bazen...
hayattır sevmek;
birini çok uzaktayken bile,
yüreğinde taşıyabilmek...

iki pul


Biz aynı tavla tahtasında farklı iki pul gibiyiz.
Öyle ya 'Birbirimizi kırmadan oyunu bitiremeyiz'.

(g)iz


Hislerimdir gizlerim,
yalnızken onları izlerim !

mavi - sarı



ben senin gecendeki mavi
ya da günündeki sarı..


mutluluk

22 Ekim 2010 Cuma

21 Ekim 2010 Perşembe

plastik

sen hiç görmedin
su vermeye benzedik
plastik çiçeklere
hiç görmedin..

Sobalı Evde Büyüyen Çocuk


Sobanın borusunda bulunan çamaşır kurutma tellerine asılı olan okul önlüğünün kurumasını beklemiş çocuktur...
Kış sabahları bazen üşümekten yataktan çıkmayı istemeyen, soba kokusunu seven, üstünde kaynayan çaydanlığın sesini seven, üstündeki kestanenin,mandalina elma kabuklarının kokusunu tanıyan seven bahçede karda oynadıktan sonra üstüne ellerini tutup ısıtmayı seven sobalı odadan öteki odaların soğukluğu nedeniyle çıkmak istemeyen kömür kokusu odun kokusu çalı çırpı çıtırtısı ateş gürlemesi nedir bilen çocuktur...
Yıllar sonra büyüdükten sonra kaloriferli veya kombili bir evde bilehalen "oturma odası"nın kapısını kapayan rahatsız bir insandır...
İlerleyen yıllarda kestaneye bayılan ama çocukluğundan hatırladığı tadı bulamayan bir büyük insan olacaktır...
Sobanın üzerine kolonya dökerek alev denemesi yapmış çocuktur...
Elbiselerinin bir köşesi kurutulurken yanmıştır...
Büyüdüğünde yazın bile yorgan kullanmadan uyuyamama alışkanlığına veher mevsim açık kapıları kapama hastalığına sahip olacak çocuk...
Gizli gizli sobanın arkasına pastel boya değdirip boyanın eriyerek soyut sanat eserlerine dönüşmesini izleyen, koku farkedilip kendisine müdahale edilene kadar bunu değişik renklerle yapmaya devam edençocuktur...
Nohutun leblebiye dönüşünü soba üstünde görmüş cocuktur...
Yün coraplarini sobaya dayayarak ayaklarini isitmistir bu cocuk....
Geceleyin atesin kırmızı ve sarı renklerinin dansını evin tavanında seyreden çocuktur...
Elinin kolunun bir kenarında muhtemelen nasıl olduğunu hatırlayamadığı yanık izleri olan çocuktur...
Sobanın kenarına pısıp dakikalrca ısınansonra kosarak aynaya bakan ve kıpkırmızı yanakları görünce kendini begenen bundan zevk alancocuktur...
Annesi evde yokken soba sönmesin diye sobaya tahta kömür taşımayı görev bilmiş çocuktur...
Gece lambasinin isigi yerine sobanin alevlerine bakarak uyuyan cocuktur...
Soba tütünce tırsmış çocuktur...
Sobanın üstüne mantar koyup tuzlayıp sonra afiyetle yiyen çocuktur...
Sobanin onunde mavi legen icinde banyo yapmis cocuktur...
Muhakkak bir kere evi havaya ucurma macerasini yasamis cocuktur...
Sobanın sıcaklığını ne kaloriferle ne de doğalgazla ısınan evde bulabilmiş çocuktur...
Önlük yakalığını kumaş mendilini bilumum ufak tefek malzemeyi soba borusuna yapıştırmak suretiyle ütülemiş olan çocuktur...
Sıcacık odada radyo dinlemeyi...
Sevdikleriyle zaman geçirmeyi...
Annesinin ördüğü kazağı o sıcaklıkta yinede giymeyi...
Özelliklede hasta olmayı çok iyi bilen çocuktur...

20 Ekim 2010 Çarşamba

Kelebek


Hani bir kelebek yakalarsın, bakmak istersin.
Ama elini açsan kaçacak, sımsıkı tutsan ölecek.
İşte böyle birşey seni sevmek.

tüccarlık


Aşk sevmesini bilen için vardır ve karşılıksızdır.
"Ne kadar seversen o kadar severim" gibi düşünmek
aşk değil, tüccarlıktır !

durak


Sonsuz yolculuğuma seni son durak sandım
Şarkılardan mirastı aşk; inandım..

ülke

fakir ülke.......zengin ülke
(:

göreceksin


seni sevdiğimi göreceksin..
sevmediğim zaman.

mükemmel


Mükemmel kadın mükemmel erkekle olamaz;
çünkü mükemmel kadın 1.de evet demez,
mükemmel erkek ise 2. şansı vermez.

moda


yırtık elbiseyi fakir giyince gülersiniz,
zengin giyince moda dersiniz..

Kural


Kural bu:
En çok seven,hep en önce terkedilir.
Unutma;
Vedalar acıtsada,bazen gitmek gerekir..

Hayal


Hayal kurdum, çalmadı.
Uyumaya devam ettim..

sağ duyu


o kadar sağ duyuluydu ki..
sonunda, sol'unda bi kalbi olduğunu unuttu..

19 Ekim 2010 Salı

Şehirler


Ülkenin,farklı şehirleriydik.
Ben sürgün yeri,sen başkent..
İlk isyan hep sende başlardı.
Cezasını çekmek hep bana kalırdı...

Can Yücel 

18 Ekim 2010 Pazartesi

fark



Kadınlar ve silahlar arasındaki en büyük fark;
kadınlara asla susturucu takılamamasıdır.
(:

Hayat


Hayat bizi dört işlemle sınar :
Gerçeklerle çarpar !..
Ayrılıklarla böler ;
İnsanlıktan çıkarır
ve sonunda topla kendini der...!

17 Ekim 2010 Pazar

ihanet


inanırım ki,
sen dönene dek yüzüme düşen her göz
günah yazacak bana..
gözün ve gözüm birleşene kadar
pencereden bu kente bakmak bile ihanettir sana...

ölünce..